hamile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hamile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2015 Pazartesi

GEBELİK GÜNLÜĞÜ - 4 / AŞERME HALLERİ


Yeniden merhaba...

Ara ara yazmak geçiyor içimden ama ne yazacağım ki deyip vazgeçiyorum. Günler birbirine benzer geçiyor. Göbeği her geçen gün biraz daha büyüyor ve belirginleşiyor :) Artık bilmeyenler hamile misin diye soracak kadar anlaşılıyor :))

Bugün (26.01.2015 Pazartesi) itibariyle 18+5 haftalık oldu bebeğimiz. Artık karnımdaki pıtır pıtır hallerin bebeğimin hareketleri olduğundan emin gibiyim. İlk hissettiğimde acaba mı demiştim ama artık ayırt edilebilir düzeyde kendileri :) Bu hissi tarif etmek için bir şeylere benzetmesiyse hayli zor. Karındaki gaz sancısına benziyor ama daha aşağılarda, içerde minnak birinin takır tukur bir şeyler yapışına da benziyor, hafiften gıdıklanma hissi de veriyor... İşte öyle bir şey :)) şimdilik sadece ben hissediyorum, henüz babası hissedemedi malesef. 

Çarşamba günü büyük gün. Yine bir buluşma anı bizi bekliyor :) 

Şimdi gelelimmm başlığın hakkını vermeye. Önceden uyarayım bol miktarda can çekici yiyecek içerebilir. Canı bir şeyler görünce isteyenler bakmasa daha mı iyi olur acaba :))

Aşermenin hep uykudan uyandıracak kadar büyük bir istek olduğunu duymuştum. Ama bende aşerme halleri çılgınca bir halde olmadı, hiçbir seyin koksu burnuma elmedi ya da henüz hiçbiri için canımın istemesiyle uykudan uyanmadım :) Ama ilerleyen zamanlarda ne olur bilemiyorum :))

İlerde bakınca hoş bir hatıra olur diye aşerdiğim şeyleri de yemeden önce fotoğraflıyorum. Aşağıda bunlar yer alıyor. Aşerme sıralamasını hatırlamak için uğraşmadım ama ilk istediğim dondurmaydı onu biliyorum :)



Cupcake ile geç tanışanlardan olsam da Very Cupcake'inkileri yerken çok keyif alıyorum. Bir akşam canım cupcake istedi dedim ve eşimle kendimizi tutamadık. Sonuç bu :) iki kişi için fazlaca görünebilir ama biz birkaç günde tükettik bunları.


Bu güzel sofra bizim yılbaşı soframızdı. Arkadaşımızın misafiriydik. Uzunca bir süre canım hanımların gün masalarından böyle bir tabloyu istiyordu. Özellikle mercimekli köfte :) Bir de fotoğrafta Pek belli olmasa da orda bir yerlerde annemin elinden çıkma misss gibi içli köfte var ki o da özellikle istediklerimdendi :)


Bizi en çok uğraştıranlardan biri oldu bu kestaneler :) canımın kestane istemesiyle kendimizi Ankara turu atarken bulduk. Kış günü her zaman karşımıza çıkan kestanecilere bir haller olmuş ve çok geç saat olmamasına rağmen ortadan kaybolmuşlardı. Zar zor bir yerde bulduk o da o kadar kötüydü ki. İçinde çiğ olanlar, çizilmemiş olanlar, yanmış olanlar falan vardı. Bunlar seçilmiş en düzgünleri :( ama zatn bu aşerme öyle bir şey ki 1 tane yemek yetiyor :))


Aşureyi normalde de çok severim ama bu sene aşure mevsiminde bol bol canım istediğinden yedim :) 


Bu karede zor bulunurgillerden :) İşten yorgun argın eve gelmişim. Canım tatlı istiyor. Akşam yemeği için yiyecek yemeğimiz yok ama ben aldırmayıp hem kek hem kabak tatlısını attım fırına :))


ilk aşerdiğim şeydi dondurma. Midemin çok iyi olmadığı ilk zamanlar soğuk ve ekşi şeyler öyle iyi geliyordu ki... Kış günü belki de yazın yemediğim kadar dondurma yedim bu nedenle :) Ankara'da bilen bilir Atatürk Orman Çiftliğinin nefis dondurmaları vardır. Genelde tercihim ondan yanadır. Eşimden istedim yine akşamın bir vakti (ki nedense bu aşerme halleri bizim başımıza hep akşamları geliyor ) Vakit geç olunca aramış taramış bulamamış. Ben de meraklardayım nerde kaldı bu adam diye. Bir aradım bulamadım, dolaşıyorum bulmak için dedi :) dedim boşver çiftlik olmasın kap bi dondurma gel :) Payıma bu nefis Maraş dondurması düştü. Tam tamına yarı kilo dondurmayı tek başıma hüplettim :))


Lokma tatlısını çok severim. Gördüğümde dayanamam normalde de. Yolda giderken karşıma çıktı ve yine kayıtsız kalamadım kendilerine :)) Pek belli olmasa da üzerinde tarçın var. şekeri dengeliyorum çaktırmayın ;))


Bu mısırların sebebi de yolda bardakta mısır satan amcaarım o mis kokuyu ortalık yerde salıvermesidir :) Ama bardakta olan kesmez ben koçanda olanını isterim dedim :) sağ olsun kayınvalidem hissetmiş herhalde buzluğuna atmış yazdan. Benim için bir güzel haşlamış. Bana da yumulup yemek düştü :))


Sanırım aşermelerim arasında en ilginç olanlarından biri ketçaplı spagettidir :) Nedeniyse normalde ketçaptan hiç haz almamamdır. Hatta öyle ki yıllar var ki yemem, yanlışlıkla ketçap bulaşmış bir şeyi bile yemem o derece. Ama bir anda canım bu görüntüyü ve lezzeti istedi :))


Mr.China ve noodle yiyebildiğim ten Çin yemeğidir sanırım. Bu da haftasonu bir akşam vakti aklıma düşenlerdendir efendim :)

Şaka maka yazarken fark ettim ki amma şey istemişim :)) Ki 4 ayı geride bıraktığım düşünülürse ve önümüzde daha baya zamanımız olduğunu da hesaplarsak vay eşimin haline :(

Şu sıralar canım çilek istiyor. Çoook sevdiğim bir meyvedir kendileri. Marketlerde boy gösterse de istediğim lezzeti alamayacağımı bildiğimden isteğimi öteliyorum...Ama güzel haber bugün eşimden geldi. birkaç ay önce tesadüfen Silifkeli biriyle tanıştık. Adam 15 günde bir falan Ankara'ya o anki mahsül neyse getirip satıyormuş. Daha önce leziz portakal ve mandalinalarından yedik. Taze mahsül çilekleri toplamış ve 2 gün sonra getiriyormuş :)) 2 gün sonra 1 kasa çileği tek başına bitirmiş bir Deniz fotoğrafı paylaşırsam şaşırmayınız efendim :))

Oburix benden hatta bizden şimdilik bu kadar :)

12 Ocak 2015 Pazartesi

GEBELİK GÜNLÜĞÜ - 3


Geçen yazımda miniğimizin cinsiyet konusundaki merakımızı perçinleyerek göstermediğini ve bir sonraki randevuya kadar belirsizliğin devam ettiğinden bahsetmiştim. Doktorumuz isterseniz birkaç gün sonra tekrar gelin dese de, heyecan güzeldir diyip ve kız olsun erkek olsun ne fark eder diyerek sabretmeyi seçtik.

Gelin görün ki sayılı gün öyle sanıldığı kadar çabuk geçmiyor. Üstüne bir de hastalık nedeniyle raporlu olup evde kalmak, onun üstüne kar ve soğuklar nedeniyle yapılan tatillerden hamilelerin de faydalanmasıyla gelen 3 günlük tatil derken 2 haftada toplamda 2,5 gün çalışıp geri kalan süreyi evde geçiriyorsanız pek de çabuk geçmiyor :) Ama şu da var ki evde olmak şahane bir şey... Layıkıyla dinlendim. Miniğimize mini mini örgüler ördüm, kitap okudum, televizyonda kadın programlarından dizilere filmlere kadar bir sürü şey izledim ( hamilelik bana tv izleme alışkanlığı edindirdi malesef :)

Yeni yıla, yepyeni bir hayatın başlayacak olması düşüncesiyle girmek apayrı bir duygu yarattı bizde. her ne kadar yılbaşı gecesinin ertesi günü, ondan öncekilerden farklı olmasa da her yeni yıl bende yeni umutlar yaratır ama bu defa daha bir başkaydı. Sanırım bu hissin tam bir tarifi yok :) 2015'in bizim çekirdek ailemiz için unutulmaz bir yıl olacağından eminim ama umarım her anını güzelliklerle anacağımız, tadımızın hiç kaçmayacağı, her yeni güne şükürle uyandığımız bir yıl olur... Elbette ki sadece bize değil tüm insanlara güzellikler getirsin 2015...

"Amma uzattın hadi sonuca gel !!!" diyenler eminim vardır bu satırlarda gezinenler arasında :))

7 Ocak 2015 Çarşamba günü tam da 16.haftamız başlamışkendi doktor randevumuz. Benim için doktora gidiş anları hep heyecanlıdır ve bu öyle bir heyecandır ki sesim soluğum kesilir :) Eşim bıkmadan usanmadan her gidiş anımızda heyecandan yine sus pusuz der ve ben de her defasında nasıl olmalıydım diyerek susmaya devam ederim :) Yine öyle bir andı ve bu defa heyecanım çok daha başkaydı. Çokça tezcanlı bir koç kadını olarak merakımın tek nedeni alınacak kıyafetler :)) Nasıl mı ??? E doğuma kadar alınacak bir sürü şey var ve bir yerden başlamak lazım. Unisex al al nereye kadar :))

Bir paragraf daha heyecanıma sizi de oretk ettiğime göre artık sonucu açıklayabilirim :)) Ultrasona girdim ve heyecan dorukta. Doktor bir bana baktı, bir babamıza baktı ve hemşiremize haydi sen söyle dedi veeee : "bir kız bebek geliyor" cevabıyla heyecanımız yatıştı yerini sevinç nidalarına bıraktı :)


Kız olduğunu öğrendikten sonra bu defa kafamızda deli sorular: sağlığı nasıl, boyu kaç, kilosu ne, hareket ediyor mu, e ben bunları ne zaman hissedeceğim ve daha bir sürü... 

Çok şükür tüm sorularımıza güzel cevaplar aldık. Minik prensesimiz gaet sağlıklıymış ve doktorumuza göre o gün çok fotojenikmiş :) bazı randevularda istememize rağmen fotoğraf vermeyen doktorumuz, bu defa bir sürü fotoğrafla uğurladı bizi :))

Bir de 4'lü tarama mevzusu geçti. Bununla alakalı okuyan anne adayları varsa onlar için ayrıntılı yazmak isterim. 2'li tarama için kan vermiştim ve sonuç düşük risk grubunda çıkmıştı. Ayrıntılarından daha önceki yazımda bahsetmiştim. Bu gidişimde ise doktor 4'lü tarama yaptırıp yaptırmama konusunda bazı açıklamalarda bulundu. Öncelikle gittiğim doktor bir perinatolog yani riskli gebelik uzmanı ve özel muayenehanesinde standartların üzerinde bir cihazla ultrason bakıyor. Bu bize bazı konularda büyük avantaj sağlıyor. Yaptığı açıklamada 2'li taramanın kendisi açısından ve devlet politikaları açısından zorunlu olduğunu ancak orada çıkan sonucun ve ultrason verilerinin, yaş, hastalık vs. faktörlerinin dikkatle değerlendirilmesiyle 4'lü taramanın ekstra külfet olabileceğini, yapılmasının kişisel tercih olduğunu söyledi. Ben de çevremde daha önce hamilelik geçirmiş arkadaşlarımla da konuşup ve biraz araştırarak yaptırmamaya karar verdim. Bu doktoruma olan güvenim nedeniyle tamamen kişisel bir tercihtir. Umarım anne adayları için gerekli bir bilgi olmuştur bu.

Netice itibariyle artık göbeğinden hamile olduğu anlaşılan, cinsiyeti ne sorularına rahatlıkla kız cevabını verebilen bir anne adayıyım :))

17 Aralık 2014 Çarşamba

GEBELİK GÜNLÜĞÜ - 2

      Sayılı gün çabuk geçmeye geçer de, o günleri yaşarken geçmek bilmez bir türlü... İşte öyle zamanlardayım sanırım. Şu an sanki zaman çok yavaş akıyor gibi ama geçtiğim süreci düşününce ne çabuk bitti 12 hafta diyorum.
   Çok şükür ki ilk 3 aylık dönemi bulantısız, kusmasız atlatılıyoruz. ama uyku hali bir türlü geçmiyor. Dışardaysam gayet enerjiğim ama gelin görün ki eve girdiğim anda gözüm tv karşısındaki kanepeden başkasını görmüyor. Ne evle ne de kendimle alakalı hiçbir şey yapamıyorum. Her şeyi geçtim tek satır kitap okuyamıyorum ve bunu fazlasıyla mutsuz ediyor. Sırf bu uyku halinin önüne geçmek için minik meleğimize örgü örmeye başladım. Neyse ki biraz işe yaradı bu.
       Doktor kontrolümüz gayet iyiydi. Her şey yolundaymış. 10 Aralıkta 62 mm olmuştuk bile. Şimdi durum nedir bilemiyorum :) 2'li taramam yapıldı ve çok şükür düşük risk grubundaymışım. Ayrıntılı ultrason bakıldı ve organ ve uzuv gelişimleri gayet sağlıklıymış. Ense kalınlığı yerindeymiş.
      2'li taramayla alakalı ayrıntılı bilgi vermek isterim bilmeyenler için. Gittiğim gebelik seminerinde doktorun aktardığı bilgiler bu. 2'li tarama anne karnındayken bebeğin down sendromlu olup olmadığının tespitinde kullanılan bir test. Kolunuzdan alınan kan ile yapılıyor. Ama kesinlik içermiyor sonuçlar. Kesirli sonuçlar çıkar testten (benim sonucumu rakamsal olarak ifade etmedi doktorum.düşük risk grubu dedi ben de kurcalamadım). Mesela 1/200, 1/8, 1/200000 vb. Bunun yorumlaması 200 doğumdan 1'inin down sendromlu olabileceği şeklindedir. Ama bu  119  doğum sağlam 200.doğum down sendromlu olur demek değilmiş. Doktorun tam olarak söylediği şu ki bunu bir piyango olarak düşünün, 1/8 gibi riskli grupta olan bir anne down sendromlu çocuk doğurmazken, 1/1000 gibi bir grupta yer alan bir anne down sendromlu bir bebek doğurabilirmiş. Riskli grupta yer alanlar için yapılacak CVS testi mevcut ve bu taramanın aksine kesin sonuç veriyormuş. Bu da perinatologlar tarafından yapılan bir uygulamaymış. Annenin karnından ultrason kontrolüyle ince bir iğneyle girilerek plasentadan örnek alınarak genetik açıdan incelenip sonuca ulaşılıyormuş. Cvs sonucu down sendromu tespit edilirse anca o durumda gebeliğe son verilebiliyormuş, taramaya göre bu karar verilemiyormuş. Ayrıca Harmony test var ki oldukça maliyetli olduğu söyleniyor. Alınan kan örneği Amerika'ya gönderiliyor ve 2'li taramaya göre kesinlik oranı daha yüksek ama yine de kesin sonuç elde edilmiyormuş.
     Göbeğim artık dışardan çok net bir şekilde belli oluyor. Kilom 1700 gram arttı. Bu normaline göre nasıl bir rakamdır bilmiyorum ama benim için gayet ideal olduğu kesin. Umarım bu şekilde devam ederiz.
    Gelelim asıl mevzuya :) Tabi buraya kadar okumaya devam eden varsa bu durumdan haberdar olabilecek :)) Dün (16.12.2014 / Salı) cinsiyet için doktorumuzla randevumuz vardı. Nasıl bir heyecanla gittiğimin tarifi yok gerçekten. Zaten başlı başına ultrasona girip miniğimizle karşılaşmak heyecanlı bir şeyken bu kez kız mı erkek mi sorusunun cevabını alacak olma düşüncesi ayrı bir heyecan yarattı bende...


   Durumumuz tam olarak buydu :) Karından bakılan ultrasonda cinsiyet konusunda bir şey anlaşılmadı çünkü bıcırık oturur pozisyondaydı ilk defa. O yüzden vajinal ultrason ile baktı doktor, sonra tekrar karından baktı. Ama bi türlü tam istediği görüntüyü alamadı doktorumuz. Ve şu cümleyi kurdu önce ve biz koptuk : " Kız mı erkek mi bilmiyorum ama tam bir eşşek sıpası onu biliyorum" :))) Sonrasında bir dahaki randevumuza kadar kız diyorum ve konuyu kapatıyorum dedi. 
     Tahminimi soranlara pek belirtmeyi tercih etmiyordum, anne hissedermiş baskılarına rağmen ama ne yalan söyleyeyim baştan beri benim de içime doğan kızdı :) Bir dahaki randevumuz 5 Ocak 2015'te ama o tarihte de aynı sonuçla döneceğimizi düşünüyorum :)
   İlk öğrenme hatırası şirin mi şirin bir elbise, ayakkabı ve saç bantı aldık hemen :) Burcunun özelliklerini fazlasıyla taşıyan bir koç burcu olarak aceleciliğim burda da kendini gösterdi ama bebişimize aldığımız hediyeye değişim kartı da koydurduk temkinli davranarak :)))))

     İşte bizde durumlar böyle... Heyecanlı süreç tam gaz devam ediyor.

9 Aralık 2014 Salı

GEBELİK GÜNLÜĞÜ – 1





Merhabalar…
Başlıktan da anlaşılacağı üzere hayatımda yeni ve çok önemli değişiklikler var :) tam olarak 12 haftalık hamileyim :)
Hamile olmadan önce çok severek gebelerin günlüklerini okurdum ve bir gün ben de hamile kalırsam benim de günlüklerim olacak derdim. Ve dediğimi yapıyorum :) Bunun için 12.hafta kotası koymuştum kendime. 12.haftaya gelince başlayacağım yazmaya diye… Çünkü ister adına nazara gelme deyin, ister riskli bir dönem olduğundan ya bir şey olursa korkusu deyin garip bir gerginlik vardı üzerimde. Ama çok şükür riskli dönem atlatıldı ve hamileliğin keyifli dönemleri başladı artık :)
Hikayeye baştan başlamak lazım elbette… Özellikle böyle bir sürece girmeyi planlayanlar için bunun iyi bir yol gösterici olduğunu düşünüyorum…
Her şey artık dünyaya bizim canımızdan kanımızdan bir canlı getirme fikriyle başladı. Artık zamanı geldi, gezdik tozduk eğlendik, sıra sorumluluk alma kısmına geldi dedik. Daha öncesinde myom ameliyatı olmuştum ve açık bir ameliyat idi bu. Daha ameliyatı olunca kafamda 1 yıllık iyileşme süreci belirlemiştim ve o 1 yılı da bol gezmeli tozmalı şekilde geçirdik. Planlı bir gebelik olacağından işe doktorumuzu belirlemekle başladık ve gebelik öncesi ilk kontrolüme gittim. Belli kan ve idrar tahlillerinden, ultrasonlardan sonra her şeyin gayet iyi olduğu ve gebe kalmaya hazır olduğum sonucunu aldık doktorumuzdan ve bir dahaki ziyaretinizde bebekli olarak bekliyorum sizi diyerek yolladı bizi :) Ayrıca beslenmeme dikkat etmem gerektiğini ve folic asite başlamamı önerdi.
Hayatımızda yeni bir süreç başlamak üzereydi. Hesaplar kitaplar, yumurtlama dönemi tahmin etmeleri, ideal dönemleri bulmalar falan derken birkaç ay gergin geçti. Kafamda deli sorularla… Olduğum myom ameliyatının mı sonucu bu olmayışlar, yoksa bu kadar istekle bebeksiz mi kalacağız, ya olmazsalar… Ama bir gün ne yapıyorsun sen diye silkindim ve gayet rahat ve umursamaz bir ay geçirdim. Sonuç ortada :) Demek ki neymişşş : her şeyin başı rahat olmak, kafaya takmamakmış…
İlk öğrenme anı çok garipti. Sanki çok yakın bir arkadaşımız tüm bunları yaşıyor ve eşimle ben de her anını izliyoruz hissini yaşadık. Şaşkındık. Kafamızda peki şimdi ne yapacağız, nasıl olacak soruları dönüp duruyordu :)  
Hemen doktor randevumuzu aldık ve koştur koştur gittik :) Kesenin oluştuğunu, dış gebelik olmadığını öğrendik ve tam bir oh çekiyorduk ki içerde yoğun bir kanamanın olduğunu öğrendik :( Ama doktorumuz bunu o kadar net ve pozitif anlattı ki sanıldığı kadar büyük bir şok yaşamadık. Kanamanın nedenin kesenin tutunmaya çalışırken meydana gelen damar çatlamalarından kaynaklanma ihtimali olabileceği gibi, vücudun bebeği kabul etmediğinden verdiği bir tepki de olabileceğini söyledi. Ve progestan kullanmamı tavsiye etti. Belli kan ve idrar testlerini istedi. Ve 1 hafta sonra kontrole çağırdı.
Asıl kabus burada başlıyor… Testlerden birini yaptırmak için bir özel hastaneye gittik ve doktorun direk testi yazmasını beklerken beni muayene edeceğini anladım. Ben de zararı yok bir kez daha keseyi görürüm heyecanıyla yattım hemen ultrasona… Ama gelin görün ki pek muhterem doktorun söylediklerini aynen aktarıyorum “çok yoğun bir kanamanız var, böylesi şiddetli bir kanamada bu kese tutunamaz ve çok büyük bir ihtimalle bu gebelik düşükle sonuçlanır.” Bir doktor nasıl bu kadar CANİ olabilir? Çok çok hassas bir dönem yaşandığını bilmesine rağmen, hastasına nasıl böyle fütursuzca bir açıklama yapabilir? Bunu duyan ben dumur olmuş bir halde işe filan gitmeden direk soluğu evde aldım ve 3 gün boyunca neredeyse yataktan çıkmadan yattım.
Ertesi hafta kendi doktoruma yaşadığım kabusu anlattım ve kadın direk "her önünüze gelen doktora gitmemeniz gerektiğini tecrübe etmiş olmuşsunuz. Şu an senin bulgularınla tıbbi olarak hiçbir doktor bu gebelik sonlanacaktır öngörüsünde bulunamaz" dedi ve içimizi nasıl rahatlattı anlatamam. Ve işin ilginç yanı şuymuş ki bu cani doktor daha önce bizim doktorumuzla çalışmak istemiş ve kadrosunun dolu olması sebebiyle alınmamış. Bunu da duyunca durum anlaşıldı deyip rahatladık iyice… Bunu bu kadar ayrıntılı anlattım çünkü benzer şeyleri yaşayacak olan birileri olursa piyasada ne kadar gereksiz kişinin var olduğunu da bilsinler.
Gelelim kontrolümüzün nasıl geçtiğine :) Kesenin içinde minik bezelyemizi gördük ve kalp atışlarını duyduk :) Bu nasıl bir mucizeye ev sahipliği yaptığımı anlamamı sağladı. İçimde bir canlı var ve ben buna hayat veriyorum. Bu gerçekten inanılmaz, açıklanamaz bir şey. Ve ben bir insanın dünyaya gelme sürecini bilip, okuyup ve belki de çok yakından şahit olup hala inançsız olan insanları anlamıyorum. Kanamam devam etse de bunun çok büyütülecek bir şey olmadığını, bebeğin haftalık gelişiminin yerinde olduğunu öğrenmiş olduk.
Bundan sonraki kontroller 3 haftada bir olacakmış. Biz bu 3 haftalık randevuları nasıl bekleyeceğiz bilemiyorum :(
İlk kısım bu şekilde geçti. Sonrasındaki süreç beslenmeme, hareketlerime, kilo kontrolüme dikkat ederek geçti. Kendime haftalık hamilelik periyodlarıyla alakalı 2 kitap aldım ve takiplerimi onlar üzerinden yapıyorum.
Sonrasında 2 kez daha karşılaştık minik meleğimizle. Miniminnacık olmasına rağmen kolu bacağı suratı nasıl da şekillenmişti. Kıpır kıpırdı içimde ama ne yazık ki şu an için ben hiçbirini hissetmiyorum :(
Ayrıca atlattığımız bu dönemde bir tatsızlık daha yaşadık ki o da idrar yolu enfeksiyonu belası… Bunun için antibiyotik kullanmak durumunda kaldım :( Daha büyük sorunlar yaşamamak için bu gerekliydi diyerek kendimi rahatlatıyorum.
Fazlaca uzun bir yazı olmuş gibi gelebilir ama ilk 11 haftalık süreci anlattığım düşünülürse daha anlatılacak çok şey olmasına rağmen kısa bir özet oldu o kadarını söyleyeyim :) diğer yazılarda ara ara geriye dönerek diğer ayrıntıları da anlatabilirim belki :)
Bu da benden 12.hafta fotoğrafı olsun. Evet artık belirgin bir göbeğe sahibim ve şimdiden hamile pantolonlarına geçiş yapmak durumunda kaldım. Diğer pantolonlar uzunca bir süreliğine ulaşılamayacak raflara kalkmak üzere :(